 |
KÜLTÜR
Çağdaşlıkla Geleneğin Yobazlıkla Modernliğin farkını çok iyi
bilen Alparslan Köyü içinde bulunduğumuz 2000'li yıllarda
da eski gelenek görenek,örf ve adetlerini hala
gururla devam ettirebilmektedir.İşte bunlardan
bazıları:
Alparslan Köyü her ne kadar yüzünü değişen dünyaya
çevirerek, gelişen ulaşım ve bilişim imkanları ile
her alandaki gelişmeleri yakından takip ederek kısa
sürede adapte olsa da gelenek ve göreneklerini de
yaşatmasını bilmektedir. Düğün törenleri, Bayramlar,
Mevlit ve İftar Davetleri, Aşure Günleri, Hıdrellez
Kutlamaları vs, yaşatılan eski geleneklerimizdendir.
Düğünlerde Horota (gece düğünü), Kına Gecesi, Kız ve
Erkek Düğünleri, Gelin Alma ve Karşılama Törenleri
ile bayanlar için Duvak gibi etkinlikler hala
mevcudiyetini korumaktadır. Yılın belli günlerinde
ise Aşure Günleri düzenlenmekte, komşu mahallelerden
gelenlere geleneksel yemek olan Aşure ile birlikte
hazırlanan diğer yemekler ikram edilmekte, mevlit
okunarak, hem bu alemden göç etmişlere, hem de diğer
Din Kardeşlerimize dualar edilmektedir.
DÜĞÜN GELENEĞİ
Alparslan Köyü'nde düğünün ilk habercisi köy şivesi ile "okuluk" denen,
ince şekilde açılan yufkanın içine şeker ve cevizin
eklenerek saç üzerinde kızartılması ve mahalle
sakinlerine dağıtılmasıdır. Köy çevremizde artık
"Başlık Parası" gibi ilkel uygulamalar olmamakla
birlikte yine de kız annesine "Süt Parası" adı
altında anneliğin bir bedeli olması düşünülemese de
bir miktar hediye verme adeti devam etmektedir. İki
taraf maddi ve sosyal durumlarına göre birbirlerine
ne alıp vereceklerini karalaştırırlar.Kız tarafı
genellikle çeyiz sandığı, oğlan tarafı ise
beşibirlik,küpe,inci,yüzük,bronş gibi takılar
alırdı.Bu arada yakınlara alınacak hediyeler de
düşünülürdü.Nişan ile düğün olana kadar geçen müddet
içerisin de Ramazan Bayramı isabet ederse,oğlan evi
kız evine kızın giyeceği bayramlığı, urba,
ayakkabı,terlik vb,ile yiyecek çerez, şeker, pasta
gibi hediyeler,eğer Kurban Bayramı isabet ederse,
sırtı kınalanmış bir koç boynuzuna altın takarak
gönderirdi. Genel olarak 1 hafta devam edecek düğün
ve hazırlıkları Cuma günü başlar ve duvaktan sonra
sonuçlanır. Oğlan evi düğün sahibidir. Düğün
hazırlığının başında güveyi ve gelin güvendikleri
olgun birer arkadaşlarını sağdıç olarak seçerler.
Sağdıçlar dügünün başından sonuna kadar düğünün her
aşamasının en iyi şekilde örf ve adetlere uygun
olarak sonuçlanmasına yardımcı olurlar. Düğün Cuma
günü başlar.Düğün başlar başlamaz, hazırlaklar
tamamlandıktan sonra akşama oğlan evi tarafından;
kız evi akrabaları ve çevresi davet edilir. Sağdıç
ve oranın gençleri tarafından gelenlere yol
gösterilir, yiyecek servisleri yapılır. Geç
vakitleri kadar yenilir, içilir. Erkek köçekler
eşliğin de oyunlar oynanır. Kız düğünü esnasında
erkek tarafından damadın yakınlarına çay ikramı
yapılırken ikinci bardaklar kapalı bir şekilde
getirilir. Bu şekilde getirilen çayı içen kişinin
bardağın içine ya da kenarına belli miktarda parayı
bırakması da adettendir. Düğünün en gırgır ve neşeli
anlarında biridir bu durum Aynı gece kız evinde
geline kına yakılır, hanımlar kendi aralarında
eğlenirler. Pazar günü gelini kızın arkadaşları
oğlan tarafından gelen urbalarla süslerler.Oğlan
evinin geldiği duyulunca gelin bir odaya
kapatılır.Kaynana ile birlikte birkaç kadın içeri
girer.Gelini merdivenden erkek kardeşi elini tutarak
indirir.Böylece gelin oğlan evine götürülür. Erkek
tarafının ilk gelişinde yine şertbet ikram edilmesi
ve gelin arabaya bindikten sonra havaya şeker
atılması eski adetlerden olmakla birlikte bir
tarafta korna sesleri ve "yarın duvağa gelin"
naraları ile bir tarafta o ana kadar yanından
ayırmadıkları evlatlarının başka eve göç ediyor
olmasının verdiği üzüntü ile yükselen ağlama sesleri
duyulur.
Pazartesi günü gelini,
tekrar süsleyerek bir köşeye oturturlar.Kız ve oğlan
tarafının yakınları, oğlan evine geline bakmaya
gelirler.Bu güne duvak denir. Düğünün bitiminden üç
gün sonra kız evi;damat ve gelin başta olmak üzere
oğlan evinde bulunanların tamamını ve yakın
akrabalarını sağdıçla birlikte yemeğe davet ederler.
Buna da "üç günleme" denir. Gelinin damat evine
götürüldüğünde ibrik ile gelin arabasına su dökmesi,
seccade atması, kapıda yanan çırayı söndürmesi,
duvak gününde kayınvalidenin bayılma numarası
yapması ve gelinin "anne kalk" diyerek kendisine
anne denmesinin sağlanması gibi küçük nüanslar bu
anları daha eğlenceli kılmaktadır. Tabi ki yeni
evlenen çiftlere yardım amacı ile gelin alma
töreninde yapılan takı törenini ve para takma
merasimini de unutmamak gerekir.
HIDRELLEZ
ETKİNLİKLERİ
Alparslan Köyü'nde hıdırellez Mayıs ayı içerisinde bazı etkinliklerle
karşılanır ve kutlanır. Çeşitli mesire yerlerinde(Topan,
Hasanoğlu, Türbe, vs) insanlar toplanıp, gezerler.
Ateşler yakılıp et, tavk vs pişirilir, evlerin
bahçelerinde gözlemeler açılır ve bir araya gelen
komşular, akrabalar muhabbet eşliğinde hazırlanan
çeşitli yiecekleri tüketirler. Köylerimizde
hıdrellez günü çift sürmezler, uğursuzluk olacağına
inanırlar. Hıdrellezde hiç kimse yeşillik koparmaz,
dallar kırılmaz. Eski inanışa göre hıdrellez
çarpabilirmiş. Daha önceleri bilhassa köyler de
mahalle çocukları akşam olduğun da şarkılarla
türkülerle ev ev gezilir ve her evden yiyecek bir
şeyler alınırdı.Toplanan yiyecekler bir evde bir
araya getirilip, pişirilecekler pişer, diğerleri de
sofraya konulup sabahlara kadar eğlenilirdi.Şimdi bu
tür adetler azalmaktadır. Bettem adı verilen bu
geleneği de sanırım hemen hepimiz büyük bir özlemle
hatırlayacaktı ve çocukluğunda böyle bir etkinliğe
katılmamış olan neredeyse hiç yoktur. Çalınan
tenekeler eşliğinde söylenen türküler, içimizden
birinin eski postuları vücuduna sarıp, yüzünün
siyaha boyanması ve "ayı" taklidi yapması, yumurta
veya parayı vermeden önce abi ya da ablalarımızın
ayı nasıl bayılır göster bakalım demesi, karanlık
mahalle arasında arkadaşımızı gerçek ayı sana
köpeklerin arkamızdan koşuşturması hepimizin
tebessümle hatırlayacağı anlardır.
ASKER UĞURLAMA
Askere gidecek olan delikanlının gideceği gün belli olduktan
sonra canı çeken şeyleri söyler.Bunları annesi ya da
yakınları yaparlar.Onun istedikleri yerine getirilmeye
çalışılır.Gideceği gün uğurlama törenleri yapılır,
büyüklerinin ellerini öper.Gitmeden önce bazıları mevlüt okutur,bazıları
diğer arkadaşları ile yukarı da yaptırdığı yemekleri
bir eğlence içinde yerler. Bİr gün önceden mahalle
eve ev dolaşılır ve büyüklere yarın askere
gidileceği haber verilir. Beklenen an gelidiğinde
köy meydanı ya da terminal ana baba gününe döner,
aileler, dostlar.akrabalar uğurlamaya katılırlar. Bu
uğurlamada davul zurna ekibi de hazır
bulunur.Eğlence yapılır. Asker adayı tüm
sevdikleriyle vedalaşıp arabaya bindiğin de araba
hareket eder,tam yoluna girmedin arabalar üç dört
defa geriye döndürülür.Arabanın arkasından su
atılır.Bu dönme ve su dökmenin anlamı arabanın sular
gibi hızlı yerine kazasız ulaşması ve askerlerin
aynı akıcılıkta geri dönmesine vesile olması
içindir.
BAYRAMLAR
Şehir dışındaki
nüfusu,okuyanı,çalışanı hep birlikte döner
memleketlerine.Ailelerine kavuşmak,büyüklerinin elini
öpmek,doğdukları,büyüdükleri,havasını teneffüs ettikleri
yerleri görmek için can atarak koşarlar
memleketlerine.Alparslan'da bayramlar eskisi gibidir.Ve hiç
duyamazsınız o hep söylenen "Ah nerede o eski bayramlar"
sözünü Alparslan'da..Köyün bütün erkekleri ilk bayram sabahı
camileri doldurur,herkes namazdan sonra birbirleriyle
bayramlaşır,dargınlar varsa mümkün olduğunca
barıştırılır.Sonra her mahallenin ayrı bir bayram günü
vardır.Bayramın 1.günü;Cami yanı,Ali bey oğlu ve Ömerci oğlu
mahallelerinin bayramıdır,o gün diğer mahallelerin yaşlısı
genci,kadını erkeği çoluk çocuk bayram gezmeye gider o
mahallelere.Herkes Kendi Evinde ağırlar beklediği
misafirlerini.Hazırlıklıdırlar yığın yığın kalabalıklara.Bir
çırpıda sofralar kurulur.Köy halkı birbirleriyle
görüşme,konuşma,kaynaşma fırsatı bulur böylece.Bayramın 2.
günü ise;Kül oğlu,Hasan bey oğlu,Safiye oğlu,Akbıyık ve Akbaldır mahallelerinin
bayramıdır.Bayramın 3.günü ise sadece Merkez
mahalleye aittir.İkinci ve üçüncü günlerde de aynı
gelenek sürdürülür,evlere ziyaretler yapılır.İlk iki
gün memnuniyetle gezen Merkez mahallesi halkındadır
şimdi ev sahipliği yapma sırası.Onlar da gezerken ki
aynı memnuniyetleriyle karşılarlar
misafirlerini..Bayramın 4.günü ise artık bir
hüzün,isteksizlik ve bir telaş havası sarar
Alparslan'ı.İl dışında çalışanlar ve okuyanlar artık
dönmek zorundadırlar.Bayramlarda toplanmak,hep
birlikte olmak çok güzel elbette,ama;Sadece
bayramlarda bir araya Gelinebilmesi Üzüyor
insanı...Köyün Boş oluşu bayramlardan sonra daha da
bir çarpar insanın yüzüne,bir iki gün önceki
kalabalıktan sonra daha kolay anlaşılır bu
tenhalık..Herkes işinin başındadır artık..
TARİH
Alparslan Köyü'nün
isminin nereden geldiğine dair halk arasında yaşayan bir efsaneye göre Selçuklu
Komutanı Alparslan' ın Devrek'e geldiği ,bu günkü Alparslan köyünde karargah
kurduğu ve Bizans İmparatoru Romansla savaştığı söylenir. Ancak tarihi kayıtlar
Alparslan' ın Kızılırmağı geçmediğini, gösterir. Fakat 1070'de Alparslan'ın
(Büyük Selçuklu) orduları Kutalmışoğlu Süleyman şah kumandasında sahil yolundan
geçerek Sapanca ve İzmit' te Bizans orduları ile karşılaşmış olmaları bu civarda
konaklamalarının mümkün olacağı varsayımını kuvvetlendirmektedir. Bu nedenle de
genel kanı köyün isminin tarihi olay ve kişilerden geldiği yönündedir. Ayrıca
bugünkü Ömercioğlu Mahallesinde bulunan Kale kalıntıları da bu varsayımları
güçlendirmektedir.
KISMEN
http://tr.wikipedia.org/wiki/Alparslan,_Devrek
'den alıntıdır. |
 |